5 Mart 2009 Perşembe

Anne olduğunuzda hayatınızda neler değişir?


“Ne değişmez?” diye sorsak işimiz daha kolay olurdu.

Ben aşağıda sıraladım, henüz 12 haftalık taze bir anne olmama rağmen listem bayağı uzun. Eminim deneyimli annelerin ekleyecek daha çok şeyi olacaktır bu listeye.

İlk görüşte aşka inanmayanlardansanız artık inanıyorsunuzdur.

Kendinizi korkusuz biri olarak görüyorsanız, korku ve endişe ile tanışırsınız. 

Öpüp, koklamaktan ve çocuğunuzu seyretmekten bitkin düşersiniz, fakat doyamazsınız.

Bebeğinizin canının acıması, sizin canınızın acımasından daha kötüdür.

Uçakta, otobüste ağlayan çocukların annelerine “sustursana şu veleti” bakışları yerine “seni anlıyorum’ bakışları atmaya başlarsınız. 

Annenize daha çok saygı ve sevgi duyarsınız.

Çok daha duygusal olursunuz. 

Her gün bir mucizeye tanık olursunuz.

Gaz çıkarmak, geğirmek ve kaka görmenin sizi bu kadar mutlu edeceği aklınıza gelmezdi.

Uzun, deliksiz sabah ve gece uykularını unutursunuz.

Yan odada uyuyan bebeğinize özlem duyarsınız.

Emziğin dünyanın en büyük buluşu olduğuna inanırsınız.

Ağlama sesi duyduğunuzda sizinki mi ağlıyor diye hemen kontrol edersiniz, bebeğinizin yanınızda olmadığını hatırlasanız bile. Ağlayan bir çocuk içinizi daha bir çok acıtmaya başlamıştır.

Pusetteki her çocuk ilginizi çeker ve kaç aylık olduğunu, sizinkinden büyük mü, küçük mü diye merak edersiniz.

Başucunuzdaki çocuk kitapları diğer kitaplarınızın arasından daha cazip bakmaya başlar.

Eskiden “Ne çok bebek mağazası var, bize alışveriş yapacak mağaza kalmadı.” diye şikayet ettiğiniz alışveriş merkezlerinde, o mağazaları ziyaret etmeden duramazsınız.

Çantanızda emzik, bez ve ıslak mendilsiz dışarı çıkamaz olursunuz.

Kendinizden önce onun kıyafetini kontrol eder, aynada kendinizi değil onu seyredersiniz.

Çok dakik biriyseniz artık değilsinizdir.

Yeni terimlerle tanışıp, biberon ve bez markaları konuşurken bulursunuz kendinizi.

Gördüğünüz her anneyi sıkıştırıp, kafanızdaki yüzlerce soruyu sorup, onların deneyimlerini duymak istersiniz. 

Bol bol doktora gidersiniz.

Artık saate ihtiyacınız kalmaz, bebeğiniz sizin için bu görevi yerine getirir.

Hızla değişen, büyüyen bebeğinizin her anını klonlamak istersiniz. Maalesef bunu yapamayacağınızı bildiğinizden elinizden kamera ve fotoğraf makinesini düşürmezsiniz.

Sütünüzün yeterli olup olmayacağı en büyük derdinizdir.

Benim gibi 33 yıl sonra anne olmuşsanız, özgür günlerinizi arada hatırlar ve özlersiniz. Öğle saatlerine kadar uyuma lüksüne sahip arkadaşlarınıza gıcık olursunuz.

Sevgili anneler: Sizlerin listesinde neler var? 

Sevgili anne aday adayları: Listede sizi en çok korkutan/sevindiren değişiklik nedir? Ya da hayatınızda neyin değişmesini/değişmemesini istersiniz?

Cevaplarınızı merakla bekliyorum.

Hoşça kalın...

Haftanın kitabı: What To Expect The First Year

Haftanın filmi: Death At A Funeral 

Haftanın şarkısı: Jai Ho

Nilgün
2009-03-05
Bu yazı 8018  kez okundu.


Yorum:10.03.2009
Canım, bu listedeki yazdığın tüm noktalara imzamı atarim. :-) beni en çok etkileyen sabah uykusu olmustu. ben ki, haftasonları saat 12'ye kadar uyuyan bir insan olarak, gündüz değil, gece insanı olarak, sabah erken kalkmanın ne kadar korkunç olduğunu düşünmüştüm ilk başlarda. ama sonradan günü tam tamına yaşamanın ne kadar güzel olduğunu, hatta ailenle geçirdiğin KOCAMAN bir günün ne kadar değerli olduğunu öğrendim. bir arkadaşım bana bir gün şöyle birşey sordu: 'bir restoranda otururken, anne olmak nasıl bir şey?' ben de ona restorantın dekorundaki pandaları, kuşları, balonları fark etti mi diye sordum. şöyle bir bakındıktan sonra, 'yook, haa şimdi gördüm' dedi. ben de 'annelik böyle bir şey işte' dedim.
Beantwortet von nilgun30.03.2009
Derya, çok beğendim arkadasına söylediğini ve evet katılıyorum saat hala sabah 10'u gösterirken ben üç kere çocuğumun altını değiştirmiş, iki kere beslemiş, sabah yürüyüşüne çıkarmış, fazla sütümü sağmış, sanki 24 saat ayakta kalmış biri gibi yorgun düşüyorum. Dolayısıyla daha ailemle geçirmem gereken bir 12 saat daha bana kalıyor. :)
Yorum:05.03.2009
çocugunuz güldüğünde siz de gülersiniz, ağladıgında siz de ağlarsınız. yada düşüp dizi kanarsa sizin de içiniz kanar. hele biraz daha büyüyüp de kreşe gidince, sene sonu gösterisinde ağlamaktan gözleriniz şişer. bende olduğu gibi.
Beantwortet von nilgun10.03.2009
Buket hanım, ben bakıcıya nasıl bırakacağım bunalımını yaşıyorum şu aralar. Demek bunun; kreş, sonra okul, ileride de üniversite versiyonları da varmış. Yanmışız biz. Nil'in dediği gibi, mazosist olmalıyız biz anneler. Sevgiler


Yorum:05.03.2009
nilgün hanım, saydıklarınızın hepsine aynen bende de var diyorum. hayatın bir anda değişiyor. ben korkusuz acayip cesaretli biriydim. ölüm, kaza vız gelirdi. şimdi ama, ya bana birşey olursa ya ölürsem, oğlum ne yapar diye düşünüp ağlıyorum bir de. :) bir de artık büyük çanta kullanmaktan bıktım. kendime hoş zarif ve ufak bir çanta alayım dedim. oğlum var diye hayatımdaki bazı şeylerden taviz vermem dedim. demez olaydım: çantaya hiç birşey sığmıyor ve kullanamıyorum. :) dediğniz gibi artık gündüz uykuları falan hayal oldu. uzanıp dinlenmek buhar olup uçtu. ama değer. bir daha bekar olsam, bir daha bu hayatı seçerdim. ne isterdim? oğlum bir an önce büyüsün ve kardeş istemesin benden, bunu isterdim. bir an önce düzenim olsun isterdim. kendime daha çok vakit ayırmak isterdim. ama hayatımda bir şeyi değiştirmek de istemem. size kolay gelsin nilgün hanım. çok sevgiler size ve sena'ya...
Beantwortet von nilgun10.03.2009
Sevgili Gül Rana hanım, siz istemezseniz bile çocuklardan kardeş baskışı da mümkünmüş. Onu da yeni öğreniyorum. 'Hayatımızı onlar yönlendiriyorlar artık' diyenler, hiç abartmıyorlarmış! :) Benim gözum iyice korktu bu sevimli canavarlarlardan. Öpucükle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder