17 Nisan 2012 Salı

Yok boyle bir yazi

Ah Nil Karaibrahimgil ah, sen ne kadinsin ya

Kayıtlar altında yirmi bin fersah

Geçen hafta tesadüfen, çok farklı insanlardan aynı hikayeyi dinledim.


Nefes kursuna gidip “Seni affediyorum baba”, Trabzon’da ağaçlara sarılıp “Seni affediyorum kardeşim”, terapist koltuğuna uzanıp “Seni affediyorum anne” demek için yanıp tutuşan insanların hikayeleri. Karanlık oda terapisine girip kendini her şeyden mahrum bırakanı da var, doğum anına geri götüren küvetlere gireni de.
Hindistan’a gidip, günde 13 saat oturarak burnunun ucunu düşüneni de var, Amazonlar’da şamanların verdiğini içip yere uzananı da. Hepsi aynı şeyin peşinde. Geçmiş hayaletlerinin. Hayalet avcıları onlar. Geçmişlerindeki bir kayıttan kurtulmak istiyorlar. O silinmeden, bitmeyecek kaçışları. O karanlık ormandan geçmeden, görünmeyecek tarlaları. Kabuslarına bakmadan, görülmeyecek rüyaları.
Koskoca insanların, anne babalarından gözleri dolarak bahsetmeleri ne üzücü. Geçmişteki bir direğe bağlı gibi boyunları. Zaman bile dindirmiyor sızılarını. Demek bize en büyük tahribatı, çocukluğumuzdaki kötü kayıtlarımız yapıyor. Bir ömür onun gölgesiyle geziyoruz. Kimimiz, demediğimiz bir cümlenin peşindeyiz; kimimiz duymayı istemediğimiz. Kimimiz gitmediğimiz bir yeri kovalıyoruz, kimimiz gittiğimiz bir yerden dışarı çıkmaya çalışıyoruz. Geçmişteki bitmez kaçışımız, bugüne yerleşmemizi, burnumuzun dibindeki güzellikleri görmemizi engelliyor.
“Seni seviyorum”u duyamadığı için, bu cümleye sağır olanımız çok. Anne baba olmak kolay, canım annem canım babam olmak çok zor. Hem biz kimiz ki, o minicik boyumuzla alttan alalım o davranışları, o lafları? Ancak büyüyünce bakabildiğimiz bir canavar o. Sonrası da boğuşma sahnesi.
Bunları duydukça, kayıtlarıma baktım. Ben şanslıydım. Geçmiş hayaletim yoktu. Ama hiçbirimiz tek başımıza değiliz, birbirimize geçmişiz. Etrafımızdaki, yanıbaşımızdaki yaralar da bize değiyor. Bugün herkes evindeki, etrafındaki çocuklara dikkatle bakıp, o kırmızı kayıt ışığını görsün.
Ve güzel şeyler söyleyip, gülsün kameraya.
Koca koca adamlar, sakalları var, bıyıkları var, çocukları var.
Dışarıda güneş, içlerinde kar.
Bazen bir yerlere gidiyorlar, nefes alıp veriyorlar,
Koca koca kadınlar, memeleri var, kocaları var, ojeleri var.
Kalçaları geniş, göğüs kafesleri dar.
Dağların tepelerine tırmanıyorlar.
Hep beraber susuyorlar.
Geçmişe çığlık atıyorlar. Yalvarıyorlar.
Unutmak istiyorlar.
Aslında sadece affetmek istiyorlar.
Ah şu büyük ağırlığı balon yapıp, ipini bi bıraksalar!
Ağaçlara mı sarılıp hıçkırsalar?
Gurulara mı yolculuk edip danışsalar?
Sindirim sistemlerini mi temizleseler?
Ah şu bedensel toksinleri de bi atsalar!
Şöyle gerçekten boncuk boncuk bir terleseler
Ya da doğru kitaba bir rastlasalar da
çocuk olmanın garip kaçmadığı bir yerde,
oturup ağlasalar.
Ve tam da oracıkta... Ve işte nihayet
affediverseler.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Kim bu adam?

Ali Kemal Senan

belki kitap gecesinde okuruz kitaplarini diye not aliyorum, ama olayini henuz tam anlamadim, arastircam belki bir gun...

http://gulfnews.com/arts-entertainment/books/ali-kemal-senan-historian-of-myths-1.778607

Dekorasyon

Insallah dekorasyon isine girmek istiyorum biraz, eger yeni kutucuk evimize tasinabilirsek
Fikir edinebilmek icin bu linki buldum, cok guzel evler var yaaaa uhu uhu benim hic olmayacak boyle bir evim thx to G!
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=31766&rid=2368&p=186
Deli Tasarimcinin Evi
http://www.delitasarimcininevi.com/

Pogaca Tarifi

Annemin super pogaca tarifini sizinle paylasiyorum, sasmaz bi tariftir hayat kurtarici ve basittir;) 1 su bardagi yogurt (su bardagi olcusunu 1cup olarak dusunebilirsiniz), 1 su bardagindan bir parmak az sivi yag, 1 yumurta, tuz, kabartma tozu, alabildigince un. Bu hamuru her sey ile kullanabiliyorsunuz, peynirli patatesli kiymali vs.. Hamuruna zeytin ya da kekik koyup sade de yapabilirsiniz. Afiyet olsun.


Buda Ozge'nin muhtesem pogaca tarifi...
2 Yumurta
2 Kasik yogurt
1/2 paket margarin
1 cay bardagi siviyag
1 paket kabartma tozu
tuz
un
yumusak hamur olacak
Kek icin Jenan
Pogaca icin Al Baker

Yalan Dunya ve muhtesem sarkilari

Yalan Dunya'da muhtesem sarkilar caliyor valla, not edecegim bunlari yuklemem lazim, valla Gulse Birsel sen ne kadinsin ya, Nil'le zaten bizi mahvettin simdide hic bilmedigim yada bilipde unuttugum harika sarkilari kesfediyorum... ve basliyalim listeye...

Neyse Hokkabaz
Nev Zor

Bu listeyi okumadan dışarıda yemek yemeyin!

Gecen adasim sevgili Nesli'nin annesi Nilgun'den geldi, bence cok dogru soylemis...
O dünyayı geziyor, her yemeği deniyor ve ‘No Reservations’ adlı TV programıyla bizimle paylaşıyor. Hayranı olduğum Anthony Bourdain’in ‘Kitchen Confidential’ adlı kitabını okuyorum. Bakın Bourdain’den neler öğrendim?

“Stephen King romanından bile daha sürükleyici” demiş Sunday Times, Anthony Bourdain’ın 2000’de yazdığı ‘Kitchen Confidential’ kitabı için. Bourdain, kitabın bir bölümünü tamamen restoranda yemek yemeyi sevenlere tüyolara ayırmış. Bourdain’in tüyolarını sizin için derledim. Bakalım bu listeyi okuduktan sonra dışarıda nasıl yemek yiyeceğiz? 

* Dışarıda yemek yemek için en iyi gün salı ve perşembe. Ürünler taze, ekip pazar günü dinlenmiş ve hafta arasında hafta sonunda olduğu gibi müşteriye turist muamelesi yok.

* Korkmanız gereken 2 kelime: Pazartesi ve spesiyalite. Özellikle ‘Şefin spesiyalitesi’ kalmış ürünlerden kurtulma yolu.

* Pazartesi günleri balık ısmarlamayın. 4-5 günlük olur. Hafta sonu için balık alımı perşembe gününden yapılır, balıklar cuma sabahı gelir. Cuma ve cumartesi akşamı satılmayanlar pazar günü brunch ya da pazartesi günü spesiyal olarak satılır.

* Klasik bir balık pazarında sabah çok erken taze balıklar satılır. Sonra donmuş balıklar satılır. Kalanlar kapanışa gelen etrafta bekleyen Çinli ve Japonlar tarafından çok düşük fiyata alınır. Onlardan sonra kalansa kedi maması olur. Bir daha ucuz suşi ve ‘All you can eat’ (Yiyebildiğiniz kadar) Çin yemeği yerken bunu düşünün.

* Kılıç balığından uzak durmakta fayda var. Çünkü çok hızlı şekilde 3-5 santimlik parazitler üretir.
* Midye restoranda yenmez. Restoran buzdolapları devamlı içinden bir şey almak için açılıp kapandığından iyi saklama şartları oluşmaz. Genelde midyeler buzdolabının arkasında kendi pis kokulu sularının içinde durur. Eminim bazı çok özel restoranlarda midye için sularının süzülebileceği, soğutmalı çok özel kaplar vardır ve pişirirken tek tek bütün midyelerin canlı ve iyi durumda olduğu kontrol ediliyordur. Ama ben böyle bir yer hiç görmedim. Midye hazırlanması en kolay şeydir ama bir adet bozuk midye hayatınızı karartır.
* Brunch, iyi şeflerin cuma ve cumartesi yoğun çalıştıkları için işin başında olmadığı ve yemekten anlamayanlar için kalmış yemeklerin sunulduğu bir pazar aktivitesi. Çocukların oyun ortamı da denilebilir.

* Pazar günleri kızarmış deniz ürünleri ve soslu balık yemeyin. Genelde pazar brunch’ı en iyi restoranda bile cuma ve cumartesiden kalma balıkların sosla sunulduğu, makarnaların makarna salatasına, pişmiş etlerin dilimlenip karışık et tabaklarına dönüştüğü, şeflerin hayatını kurtaran bir giderleri azaltma günü. Yoksa neden gayet güzel bir ızgara balık bir anda enteresan soslara bürünsün? Soslu her yemek kalmış malzemelerden yapılmış demektir.

* Hollandaise sostan uzak durun. Bu yumurta beyazı ve tereyağ karışımı sos çok sıcak veya soğuk olmayan bir ısıda saklanabiliyor. Her siparişle baştan yapılmayacağına göre bir kez yapılıp daha sonra bakterilerin en uygun üreme ortamında saklanıyor. Kalanlar da salata sosu oluyor.

* Bir restoranın kâr ederek çalışması için her yiyecek alış fiyatının 3-4 katına satılmalıdır. Bu durumda birkaç gündür buzdolabının arkasında kalmış sirloin etlerden nasıl kurtulunur? ‘İyi pişmiş’ sevenlere kalmış etleri saklamak bir restoran geleneğidir. Zaten etin tadını alamayacak kadar pişmiş, spor ayakkabı derisi tadında et seven müşterilere kalmış eti servis etmek zevktir ve maliyetleri düşürür.

* Et yiyecekseniz steakhouse’da yemek en iyisidir. Nerede en çok ne satılıyorsa, onu yemek en iyi çözüm. Genelde garsonun yüz ifadesinden de en çok satılan yemekleri anlayabilirsiniz.

* Mönüdeki genelde söylenmeyen ilginç yemekler, mönüyü zenginleştirmek için konmuştur ve günlerce buzdolabında meraklı birinin onu söylemesini bekler.

* Restoranlarda ekmek genelde başka birisinin masasından alınıp getiriliyor, ama yine de yenilebilir. Ne de olsa hiçbir şey tamamen hijyenik değil.

* Tuvaletleri pis bir restoranda asla yemek yemeyin. Bu zor bir kural değil. “Görmenize izin verdikleri bir yer o haldeyse, kim bilir mutfak nasıldır?” diye düşünün. Tuvalet temizlemesi kolay bir yer, mutfaksa kesinlikle değil. 

*  Restoran işinde kilit kelime: Rotasyon. Mutsuz bir şef ve restoran sahibi camdan bakıyorsa o restorandan uzak durun. Çalışanların işini ciddiye alması da önemli. Servis elemanları bir TV dizisinde rol almayı bekliyor gibiyse ve işlerini önemsemiyorlarsa tehlikeli.

Abu Dhabi'de yasayanlara

T. C Abu Dhabi Buyukelciligi, Allah korusun isimiz dusmesin ama her ihtimale karsi
Mesai Saatleri disindaki acil durumlarda vatandaslarimiz Buyukelciligimiz Konsolosluk subesi gorevlilerine 056-672 88 84 nolu cep telefonundan ulasabileceklerdir.
Büyükelçiliğimizin sosyal paylaşım siteleri Facebook ve Twitter'da hesapları oluşturulmuştur.

Facebook:T.C abudhabi büyükelçiliği
Twitter :TCabudhabiBE
adreslerinden Büyükelçiliğimiz duyuru ve paylasimlarina ulasabilirsiniz.
Vatandaslarimiza saygiyla duyurulur._

Dubai'ye tasinacaklara

Uyesi oldugum yahoo grubunda bir bayan sagolsun oturmus yazmis bunlari, Burak bir arkadasim gelecek ne dersin diyince copy paste ettim bir suru sey yazmaktan kurtuldum boylece, o yuzden buraya kaydediyorum eminim birilerinin isine yarayacak daha dogrusu benim isime yarayacak...


DEWA - apartman dairelerinde AC included ve housing fee excluded gibi kistaslara gore degisir. Eger eviniz merkezi sogutma sisteminden yararlaniyor ve housing fee (kiranizin %0 de 5ini 12 ye bolun) her ay elektrik su masrafiniza ek olarak bunu oder iseniz 120.000.-AED lik kirada bir odali flat icin elektrik+su+cop vergisi=150-200 tutat buna housing fee de eklenince ayda 700 dirhem eder.
Ager apartman merkezi sistemi degil cooling centerlardan gelen havayi kullaniyor ise faturaniza hausing fee gelmez, bunun yerine metrakrenize gore hesaplanan AC fee gelir ayda 400.- dirhem civarindadir. DEwa faturaniz gene 150-200 AED olarak kalir. Toplamda 500-600 AED arasi fatiraniz gelir.
Bir de sansli binalar vardir bunlar maintenance anlasmalari geregi AC giderini ev sahibi oder siz bir sey odemezsiniz ve bina yeni ise henuz housing fee sozlesmeleri yoktur o zaman ayda sadece 200-250 AED arasi odersiniz ama boyle bina bulmak cok kolay degildir.
Villa tipi konutlarda her sey villa buyuklugu, odalarda ne kadar uzun sure kalindigi en onemlisi de bahceyi sulamak veya havuzu doldurmak icin ne kullandiginizla ilgilidir. Havuzu tanker ile doldurur iseniz bahce sulama, AC ve normal elektirik su gideriniz 2000-3000.- AED arasi gelir.
Bunlari baska birileri yazmis cevaplamis bende copy paste ediyorum, hatun iyi yazmis, umarim isini gorur.
Bakici masrafi aylik 1,500 AED, senelikde AED 6,000 sponsorluk ucreti var, senede bir bazen 2 senede bir ulkesine gondermek zorunda ucak parasida Filipine AED 3,000 civari
Dubaide ev fiyatlari dustu her butceye gore ev var, nerde oturcagina bagli, ve butcesine gore degisir.
Benzin cok ucuz turkiyeye kiyaslanmaz, jeep dubaide max AED 150’ye doluyordur depose, olmadi AED 200
Elektrik su olayi Dubaide biraz pahali yasadigi yere ve villa mi flat mi olmasina gore degisir
Villalarda pahali ayda 1000-2000 aed galiba ama tam bilemiyorum.
Sirketler normalde saglik sigortasi yapar
Hatta zorunlu,
Arabanin sigorta ucreti ve registration arabana ve yilina gore degisir, Giyasin yeni arabasi icin AED 5,000 kusuru bulmustu sigorta ve registration
Merhaba, bu ekrandan cogu kisi sana gel diyecektir Dubai’ye emin ol elimden
geldigince objecktif yazmaya calisacagim.
 Bebegimiz bu degisimden nasil etkilenir, sicaklik ne kadar sorun olur?
 Kislari 15-25
 Yazlari 35-55
 yanlis yazmadim evet boyle. Ama insan 6 ay gecirince vucudu buranin
> havasina alisiyor.
> Benim gibi alerjinin tavan oldugu bir insan bile dayaniyorsa sen de bebegin
> de dayanir zira burasi saaatlerce disarida zaman gecirilen bir ulke degil. Kapali alanlarin da ne kadar keyifli olabildigini anladigin ve 4 senedir bir tek ton bile atmamis ben
> gibi beyaz bir insanin nasil olup da guneste kizarmadigini ogrenmek istiyorssan klimalar
> cennetine hos geldin. Calisan biri olarak ben belirli sureler ve ogle yemekleri disina gunesle bir sorunum yok. Ustelik cehennem sicaklari dedigimiz temmuz ve agustos
> eylul ayinin nemine dayandi isen geri kalan tum mevsimler bahar gibi. Kisaca
> bu ulkeye sicaklik yuzunden gelen veya donen oldugunu cok dusunmuyorum.Dedigim gibi
> toz kum alerjine mart ayinda dikkat edeceksin yasasin Kum firtinasi var cunku.
> Adi buyuk sadece eger colde yasamiyorsan o kadar dert degil bana gore. Sirtindan hirkayi
> burnundan ufak bir sali eksik etmeyeceksin Dubai`de. Kumlar icin sal,klimalar icin hirka 
> Esimin is olayi ok, peki benim is bulmam kolay olur mu?
Grubumuzun calisan yuzdesini bilmiyorum lakin ben calisan bur sultan olarak is bulmak kolay diyemem. Esin gibi transfer olarak gelmek en kolay ve guvenli yol.Ama buraya gelip is bulan yok mu elbette var. Sadece ozel tasarimcilar,ya da tek bir konuda uzmanlar icin elbette zor bir alan cunku market genelde ithal urunle dolu. Burada bir sey uretilmiyor.
Is analisti olarak anladigim projelerde calisiyorsun ve teknik alt yapin var. Developer olman da gayet buyuk sans. Gelmeden is bakmani ama gene de esin onden gelerek sana yerlesim vizesi alsin belki bu sirada ya da once ya da hemen sonra is bulabilirsin. Alanini net sec burada da bir suru banka var ben iyimser bir sekilde neden olmasin diyorum. Hatta bir de esinin sirketi seni ise almayi dusunmez mi? Yurt disindaki sirketlerin calisan sayilari ana merkeze gore azdir belki sana yer acarlar.
> Yerlesmemiz ev bulmamiz ne kadar zaman alir?
Sana bagli, zira benim esim pazartesi Istanbul`da cay icerken teklif aldi. Carsamba araci sirket, persembe sirket sahipleri ile gorustu. Cumartesi video konferans yapti. Sali evraklari geldi. Persembe vizesi cikti. Cuma ucaga binip Dubai`ye geldi.
Ben master tezimi vermek icin kaldim. 8 ay sonra is buldum geldim. Ben gelince 15 gun gezinip ev aradik.o surede sirketin sagladigi hakatan yararlanip sirket evini kullandik. 1
haftada tum esyalar geldi yerlestik. Turkiyeden esya getirmedik,getirseydik
> ne olurdu onu bir bilene sormak gerek.
> Oradaki yasam kosullari bizi zorlar mi, ne esimin ne de benim is durmumum
> belli olmafigi icin cevaplanmasi zor bir soru biliyorum.
> Emin ol buradaki is kosullari sirkete gore degisir. Kurumsal firmalar her
> yerde ayni ama rekabettir diyorsan ya bizim sansimizdan ya da sirketin yaklasimindan biz turkler ezip gectik cok afedersin kaba tabirle.Caliskanlik sadakat ingiliz sirketleri icin gecerli.
> Bir cok kurumsal firmanin dubai subesinin rahat oldugunu da duydum lakin bu yoneticine, sana bagli.gelirken yaptiginiz anlasmaya bagli. Kisaca is konusunda risk her yerde risk.
> Hazir istanbulda kurulu bir durumumuz varken birakip dubaiye gelmek ne
> derece dogru?Esimi askere gondermek daha mi mantikli?
> Esin vatani gorevini yapacak ha bir ay ha 11 acikcasi o konuda
> tercihlerinizi yadirgamak kimseye dusmez.Istediginiz gibi yapin. Askerlik
> kolay degil. Ama eger yurtdisinda kariyer yapmak listede ise acikcasi bunu
> yapacak heyecani tasirken yapin derim sonra cocugunuz okula baslayacak ve
> olmaz demeyeyim ama daha kolay olmayacak. Tabi bu cocugun uyum durumuna
> bagli belki de daha kolay adapte olur bilinmez. Kurulu duzen dersen ben
> kurulu duzenimi biraktim zira onceligi esimle o donem kariyerimize vermistik.
> Konustuk durum bu simdi yapalim dedik yaptik. Inanir misin liste yapip
> puanlar verdik onem derecelerine ayirdik.
> decision tree uygulayip gelen var mi bilmem ama biz hesap kitap yaptik da
> geldik. Yurtdisinda kariyer istedik ne ev ne duzeni ne aliskanliklari gozumuz gormedi. Ama dedim ya cok hesap kitap yapip geldik heyecana kapilmadik.
> Yillardir icimizde bir yurt disi hevesidir var, bir daha kismet olur mu bilinmez modundayiz, belki de cok severiz kim bilir?
Kimse bilemez. Siz bilebilirsiniz. Eger onemli olan yasadigin yer degil yasadigin insan ise. Esin le arkadas gibi isen cevre edinene kadar onunla uzun sohbetler yapmak yapisik kus gibi vakit gecirmek sorun olmaz ise, kendi aliskanlik ve hobilerinizi belirleyene kadar cocukla disarda puset gezisi yapmak onemli degil ise sorun yok.
> Yillik izin olayi nedir, turklere yaklasimlari nasil ?
> Yilda 30 gun expatlar icin izin var isinde ilerledikce bu sure daha da uzuyor. Gorevinin agirligina gore eger orta duzeyde isen tumunu ulkene gitmen icin kullandiran biletinin parasini odeyen sirketler var ama ust duzey calisanlarin 2 haftadan fazla birlesik tatillerine cok sicak bakilmiyor. Burasi Arap ulkesi evet ama modern bir ulke sayilir an azindan Turkleri avrupali gormeleri ve kafadam senin Musluman olduguna inanmalari ve digger milletlere gostermedikleri sevgi ve saygi ile karsilastim acikcasi. abi bu bana denk gelen. Bizdeki olumlu siyaset sonrasi a sen turksun gel bi opeyim diyen arap calisma arkadasim bile oldu.
> Calisma saatleri nedir, yine bir kosturmaca mi var orada da, esnek calisma saatleri vs vs
> Sirkete gore degisir teknoloji firmalari genelde daha esnek, microsoft,ericsson esnek saat uyguluyor  day off ya da evden calisma alabiliyorsun. ya da giris cikisini sen seciyorsun ama toplamda 8 saati tutturacaksin ille ise geleceksin. Gec gelirsen gec cikarsin da var.
> devlette calisirsan sabah 7 bucuk oglen 2 bucuk da is biter ama bolume gore degisir finans bolumlerinde o cikis saati daha gec olur.
Arapca bilmek konusamasan da anlamak ben de gayet buyuk bir avantaj. En azindan kisa surede konusmaya baslayacagindan ben eminim. Zira konusmak icin daha cok dinlemek gerekiyor karsindakini hemen adapte olursun.Diger soruna gelince evet genelde ingilizce ama bu sadece islerini yurutmek icin kullanacagin dil, ne olursa olsun sosyal hayatta, calisirken ustlerinde ya da projelerde musterilerinde Arap olacak ve o anda inan onlari anlayabiliyor olmak konusamasan da arti puan olarak sana geri donecek. Zamanla sempati kazanacaksin ogrenmeye calistikca yardimci olacaklar.
Kisaca gelince anlarsin Dubai cok kulturlu yasam faktorunun belki de Amerika kadar yogun oldugu ve her seyin garip sekilde birbirine karisitigi bir yer. Belki de bu yuzden kimse kendini yabanci hissetmiyor. Cunku herkes yabanci.
 Siz sadece ekteki sorulari ailecek dusunun? Bir baska arkadas icin hazirladigimi aynen sana da yolluyorum. Hem ev hem sosyal hayatin icin bir dusun.Cevaplari bana yazman icin sormuyorum buraya gelirken dusunmen gerekenler icin ipucu olsun istedim.
 1. Evde kac kisi calisacak?
2. Bebek icin bakici ya da yaninizda akraba getirecek misiniz ya da buradan mi bakici bulacaksiniz?
3. Kac odali bir evde oturmak istersin ve evin kalitesi fonksiyonelligi olarak bekledigin nedir? Acik mutfak sever misin ille turk tipi kapali mi olsun cocugun veya bakicinin ayri odasi mi olsun yoksa ayni oadada kalmalari seni rahatsiz eder mi?
4. Bebegini yetistirmek icin apartman mi secersin yoksa bahceli mi?
5. Sirketlerin ev yaridiminizin bir limiti vardir muhakkak, bu oran genelde 80 binden baslar, 250 bin dirheme kadar cikar hangi araliktasiniz? Ev yardimindan tasarruf etmeyi dusunuyor musunuz yoksa hepsini harcayacak misiniz?
6. Evin illa olmazssa olmazi nedir?Deniz gormeyen bir evde olsen yasayamam der misin yoksa plaza hayatina ne kadar cabuk alisirsin?
7. Esinin ya da senin calisacagin yer nerelerde is ve evin yakin olmasi senin icin zorunlu bir durum mudur? Yoksa hastanelere mi daha yakin olmak istersin?
8. Ehliyetin var mi? Esin olmadan da bakiciyi veya aileni gezdirebilr misin?
 9. Tekil yasam da nasilsin? Yabanci dilin nasil degisik ulkelerde evinden uzakta yasamaya hazir misin?
 10. Esinle iliskiniz nasil? Tumuyle guvenilir iyi baba iyi es. Beraber saatlerce SIKILMADAN oturup birseyler yapabilir misiniz?
 11. Yeni seyleri kesfetmeye, bilmediginiz yemekleri yemege hazir misiniz, aradiginizi bulamadiginizda modunuz duser mi yoksa eglenceye mi cevirirsiniz?
 12. Yurt disi tatillerine onceden calisip harita ile gezenlerden misin, kaybolunca guler misin? Yoksa kocanin kafasini yer plansizligini yuzune vurur musun? Simdi son soru komik ve manasiz gelebilir ama inan tatilde yaptiklarimiz epey fikir verir.
 13.Ailene asiri bagli misin haftada kac gun annele telefon seansi yaparsin? Arakadaslarinla cok gorusen, birlikte zaman geciren, o sosyal ortama koru korune bagli misin? Yakin arkadasinla kac kere bir araya gelirsin. Dertlesmek icin esin en yakin arkadasin mi yoksa birine soylemezsen cildiracagin zaman kimi ararsin?
 14. Hafta sonu rituellerin gezi rehberin sabah kahvaltisi aliskanligin var mi? Bunlar belli sure degisse ne hissedersin?
15. Yeni seylere adapte olmak eziyet midir senin icin zevk midir? .....

Kitap Kitap Kitap

Yine Ahmet Hakan ve onun tavsiyeleri, oku oku bitmiyor bunlar, hepside cok iyi gozukuyor, yazin alcaz ama okuyabilcez mi belli degil...

 * AŞKIN CEP DEFTERİ: Madem aşk hakkında aforizmalara meraklı olmak gibi bir zaafınız var, bari bu işi ustasından okuyun. Murathan Mungan’ın bu kitabı bana göre olmasa da “Aşk, aşk, aşk” diye inleyen ama sofistikasyondan da vazgeçemeyenler için bire bir. (Metis Yayınları).
* SULTANI ÖLDÜRMEK: İçinde İlber Ortaylı gibi bir tarihçi var, Fatih Sultan Mehmet var, cinayet var, hesaplaşma var, gizem var, tarih var... Daha ne olsun diyenlerdenseniz Ahmet Ümit’in son romanı tam size göre. (Everest Yayınları).
* KAHPERENGİ: Hande Altaylı’nın okuduğum ikinci romanı... 'Maraz' adlı romanındaki ustalığı beni şaşırtmıştı. Son romanında daha da olgunlaşmış bir dil ve anlatımla karşılaştım. Kurgusu da harikaydı. Daha da şaşırdım. Siz de şaşırmak isterseniz okuyun derim. (Doğan Kitap).
* SAMİZDAT: Ergenekon Davası 'hapishane kitapları' olgusunu yeniden gündemimize getirdi. Nedim de yazmış hapishane kitabı, Ahmet Şık da yazıyormuş. 'Samizdat' ise Soner Yalçın’ın kitabı. Tam anlamıyla bir hapishane kitabı sayılmaz... Bir hesaplaşma kitabı. Soner Yalçın’la ilgili bu zamana kadar yazılıp çizilenleri okuduysanız bu kitabı okumak da boynunuzun borcudur. (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Baska bir ulkeye gideceklere 10 tavsiye

Yine harika bir Ahmet Hakan gozlemi

Benim tatil maceram hep stresli gezer, heryeri gezeyim, goreyim, yiyeyim, iceyim, denemedigim, gormedigim yer sey kalmasin diye kosturmaktan asagidakilerin hic birini pek yapamiyorum, tabii birde kisitli vakitte gidince haliyle oyle oturayim, keyif yapayim, gozlemleyeyim olmuyor, halbuki gozlemlemeye bayilirim, saatlerce insanlari izleyebilirim.
Birde kenar mahalleler beni nasil ceker, New York'ta Harlem'den gecerken nasilda beni cekmisti, sanki gel diye beni cagiriyordu, boyle girilmemesi gereken yerler hep ceker beni ama otobusle gecerken bile tehlike kokan bir yerde yurumeye gozum yemedi tabii...
Birde kiminle gittigin lafi oyle dogruki, dostun dusman olabilir, seninle ayni seylere onem vermeyen bir kisiyle tatil berbat olabilir, ama itiraf etmek gerekirse benim gibi gezen birinide bulamadim henuz, cis yok, taksi yok, kahve molasi yok, gec kalkmak yok, erken atmak yok, tatil degilde iskence gibi gelebilir bazilarina.
Bakalim bir dahaki seyehatimde deniycem Ahmet Hakan'in tavsiyelerini.

Başka bir ülkeye tatile gideceklere 10 tavsiye
BİR: Yeryüzünün en derinliksiz ve yüzeysel ülkesi bile yapacağınız birkaç günlük geziyle kendini ele vermez. Bu nedenle 'ben bu ülkeyi çözerim arkadaş' diye hırs yapmayın.
İKİ: Gittiğiniz ülkede sağa sola koşturmak yerine yavaşlayın. Mesela ülkenin en büyük şehrinin en büyük meydanına bakan bir kafesinde saatlerce oturup geleni geçeni seyredin... Koşturarak elde edeceğiniz izlenimin bin katına sahip olmanız kaçınılmazdır.
ÜÇ: 'Kenar mahalle deneyimi' yaşayın... Bir ülkenin gerçek nabzı kenar mahallelerinde atar.
DÖRT: Bakkalına ya da mahalle arası küçük marketine girmediğiniz bir ülkeyi anlayamazsınız.
BEŞ: Gideceğiniz ülkeyle ilgili aşırı okuma yapmayın. Çünkü okuduğunuz her satır, sizde bir önyargı oluşturacak. Bunun yerine kararında bir okumanın ardından yola çıkınız.
ALTI: Dilini bilmeseniz bile gittiğiniz ülkenin gazetelerine göz gezdirin. Gazetelerin mizanpajı bile bayağı bir fikir verebilir.
YEDİ: Elinde 12 restoran tavsiyesi, 9 otel önerisi, 11 müze adresiyle bir ülkeye giden, başkalarının zevkine teslim olmuş demektir. Spontanenin rahatlığına ya da keşfetmenin keyfine mutlaka alan açın.
SEKİZ: Nereye gittiğinden daha önemlisi, kimlerle gittiğinizdir. İyi bir tatil planın başlangıç noktası tatil arkadaşlarının belirlenmesidir. Cennet gibi yeri cehenneme, cehennem gibi yeri cennete arkadaşlar çevirir. İdeal tatil arkadaşı sayısı beştir. Beş kişilik bir tatil, gruplaşmalara, zararsız dedikodulara, alternatif planlara, yalnız kalmaya pek münasiptir.
DOKUZ: Yanınıza gittiğiniz ülkeyle doğrudan ilgili kitaplar almayın. Gittiğiniz ülkenin ruhuna, atmosferine, kimliğine uygun kitaplar alın...
ON: Mümkünse gittiğiniz ülkede araba kullanın... Kendinizi o ülkenin insanlarından biriymiş gibi hissetmenin en etkili yöntemidir bu.